saç bakımı: fox’s shea butter conditioning cream (ev yapımı)
June 20th, 2011 § 15 Comments
bir okuyucumun the long hair community’de gördüğü bu krem, forumun kullanıcıları arasında popüler olan bir saç bakım kremi karışımı. özellikle saçlarınız çok kuru ise bir deneyin derim : ) karışımda,
- 1 ölçü hindistan cevizi yağı,
- 2 ölçü saf shea yağı (shea butter),
- 2 ölçü saç kremi
bulunuyor.
özellikle saf shea yağı bulmak tarifi denemek isteyenler için bir problem olabilir, ben başka bulamadığım için l’occitane marka shea yağı alıp kullandım (bu arada, onlarda bugün büyük boy shea yağı indirime girdi, buradan bakabilirsiniz!). iherb, coastalscents, sheaterraorganics.com gibi sitelerden de temin edilebiliyor aslında ama bu yurt dışından kozmetik ürün siparişi yasağı nedeniyle vereceğiniz siparişler size ulaşmayabilir. ben özellikle sheaterraorganics’in yağını denemek istiyordum ama sağlık olsun.
gelelim hazırlanışına… ölçüler saçlarınızın uzunluğuna ve gürlüğüne göre sizin ayarlayabileceğiniz şekilde verilmiş, ben bir ölçü = yarım tatlı kaşığı alarak hazırladım kendi karışımımı, gayet de yeterli oldu saçlarıma iyice yedirmek için.
ölçerek bir kaba koyduğunuz shea ve hindistan cevizi yağlarını eritmeniz gerekiyor [ben unutup kremi de hemen ekledim], kaynar suyu ayrı bir kasenin içine doldurdum ve yağların olduğu kaseyi üstüne oturttum, bu şekilde yağlar ısı kaynağına direkt temas etmeden güzelce eridi : ) mikrodalgada ısıtanlar da var, hatta kimileri yağları koyacağı kaseyi önceden ısıtıyormuş ve yağlar hemen eriyormuş.
sonra hangi saç kremini kullanıyorsanız iki ölçü ondan ekliyorsunuz kabınıza ve çırpmaya başlıyorsunuz! nispeten homojen bir görüntüye ulaşana kadar çırpıyorsunuz ve karışımınız hazır oluyor : ) saç uçlarınıza bu karışımı yedirip, saçlarınızı da toplayıp bir süre (en az bir saat, en çok ise… bilemiyorum, 36 saat saçında tutanlar bile varmış : / ) bekliyor ve saçlarınızı yıkıyorsunuz.
karışımın kokusu ne çok kötü, ne de çok güzel – kullandığınız saç kremi önemli rol oynuyor sanırım burada. saf shea yağının kokusu da çok güzel diyemeyeceğim, acayip bir kokusu var. ama kesinlikle şikayet etmiyorum, annemin gençliğinde yaptığını söylediği kuyruk yağından saç maskesini duyduktan sonra şikayet etme hakkım olamaz : P parfümlü shea yağları da var yabancı sitelerde ama türkiye’de nerede olur bilemiyorum henüz…
ben de az önce hazırlayıp kullandım bu karışımı, saçlarımı yıkayınca ne olduğunu aşağıya yorum olarak yazacağım. bir sonraki yazıda görüşmek üzere!
not: forumda karışım hakkında yazılanların tümünü okumak için buraya bakabilirsiniz. : )
>kullanılmış makyaj malzemelerinin dezenfekte edilmesi
January 17th, 2011 § Leave a Comment
>aile, arkadaş, tanıdıklarınız, tanımadıklarınız… kimden ödünç/satın almış, kim ile takas etmiş olursanız olun kullanacağınız makyaj malzemelerinin hijyenik olması her zaman önemlidir, dikkat etmediğiniz takdirde çeşitli enfeksiyonlar, sivilceler, uçuklar ya da çok daha ciddi sağlık sorunları ile karşılaşabilirsiniz – ister sadece parmaklanmış, ister kollara/bacaklara/kağıtlara sürülmüş olsun başkalarından edinilmiş makyaj malzemelerinin mutlaka dezenfekte edilmesi gerekiyor. bu yazıda böyle makyaj malzemelerini nasıl dezenfekte edebileceğimizden bahsedeceğim.
öncelikle dezenfekte edilmesine gerek olmayan malzemeleri bir sayalım: pompalı şişedeki fondöten/cilt bakım ürünleri, tüp içindeki kremler/losyonlar/temizleyiciler. bunlar rahatlıkla kullanılabilir çünkü kullanım sırasında çıkış tek yönde oluyor ve geride kalan ürün hiçbir şeyle temas etmiyor.
dezenfekte edilemeyecek malzemeler ise aplikatörlü tüplerde bulunan rimel, dudak parlatıcısı, sürme/eyeliner, aydınlatıcı, kapatıcı, oje gibi ürünler ve kavanozdaki cilt bakım ürünleri oluyor. her kullanımda malzemenin tamamı aplikatörde ne varsa ona maruz kaldığı için bu tür malzemeleri paylaşmamak, başkalarından almamak en doğrusu.
dezenfekte edilebilir makyaj malzemeleri ise rujlar, sıkıştırılmış farlar/allıklar/pudralar, kalemler, makyaj fırçaları, sıkma tüplerde bulunan dudak parlatıcıları ve minik kavanozlardaki ürünler oluyor. bu malzemeleri dezenfekte etmek için ihtiyacınız olanlar: %70-%90 izopropil alkol, sprey şişesi ve makyaj fırçaları için sirke.
rujlar
rujların dezenfeksiyonu oldukça kolay aslında. küçük bir kaba (su şişesi kapağı bile olur) alkol döküyorsunuz, rujun uç kısmını bu kaba batırıyorsunuz ve 1-2 saniye sonra çıkarıyorsunuz. burada önemli olan alkolün sadece rujun uç kısmında kalması ve geri kalanına ilerlememesi – bu yüzden ruju baş aşağı halde tutmaya devam ederek ucunda kalan alkolü temiz bir kağıt mendille siliyorsunuz. artık rujunuz kullanıma hazır!
sıkıştırılmış toz ürünler
far, allık, pudra, bronzer… hepsi için aynı yöntemi kullanabilirsiniz. bir miktar alkolü plastik sprey şişesine döküyorsunuz, bir elinizde tuttuğunuz kompakta diğer elinizdeki alkolü püskürtüyorsunuz – kompaktı çok ıslatmanıza gerek yok. bu işlemi havadar bir yerde yapmanız gerekiyor çünkü alkolün çok çok keskin bir kokusu oluyor. alkol püskürttüğünüz kompaktı kuruyana kadar açık bırakıyorsunuz, kuruduğunda kullanıma hazır oluyor. eğer alkolü püskürtmek istemezseniz bir parça mendile döküp toz ürünün üstüne hafifçe bastırabilirsiniz.
dudak parlatıcıları
sıkmalı tüplerde duran parlatıcılarn uç kısımları ve kapaklarının dezenfekte edilmesi gerekiyor. rujlarda olduğu gibi tüp ucunu alkole batırıp siliyorsunuz – aynı zamanda kapağın iç kısmını da alkole batırmanız gerekiyor.
kalem ürünler
dudak kalemi, göz kalemi gibi ürünlerin uçlarını önce alkole batırıyoruz, sonra kalemtraş ile uçlarını açıyoruz. kapaklarını da alkole batırıp kurutmamız yararlı olacaktır.
kremsi yapıda makyaj malzemeleri
bu tür malzemelere yine spreyimizi sıkıyoruz ve üzerinden ince bir tabakayı steril spatula/pamuklu çubuk ile sıyırıyoruz.
makyaj fırçaları
makyaj fırçaları özellikle gerçek kıldan yapılma ise alkole kesinlikle değmemeli çünkü alkol fırçaların kıllarını kurutacak ve yapılarını bozacaktır – bu yüzden sirkeyi tercih ediyoruz. küçük bir kapta/bardakta 2 ölçü suya 1 ölçü sirke ekliyorsunuz ve fırçaların sadece kıl kısmını bu karışıma batırıyorsunuz. daha sonra yine sadece kıl kısmını ılık su ile duruluyorsunuz. yatay veya kıl kısmı aşağıda olacak şekilde fırçaları kurutuyorsunuz – fırçalarınız kullanıma hazır oluyor!
aslında sadece edindiğiniz makyaj malzemelerini değil, denediğiniz makyaj malzemelerini de dezenfekte etmeniz gerekiyor. makyaj malzemelerini denediğiniz standlarda alkol, pamuk, mendil gibi malzemelerin bulunması ve sizin de herhangi bir tester ürünü denemeden önce bunları kullanarak deneyeceğiniz ürünü dezenfekte etmeniz (ya da satış görevlisinin dezenfekte etmesi) gerekiyor. bir makyaj artistine makyaj yaptırıyorsanız da kendisinin bu şekilde önlemler aldığından emin olmalısınız – özellikle makyaj artistlerinin bu konuda en bilgili ve tecrübeli insanlar olması gerekiyor.
“eşeği sağlam kazığa bağlamak” sanırım bu yazı için uygun bir deyim : )
göz rengine göre makyaj
October 24th, 2010 § Leave a Comment
bu yazıda farklı göz renklerine yakışan renklerden bahsedeceğim. bu renkler göz renginize en çok yakışacak renkler olsa da illa onlarla makyaj yapmalısınız diye bir kural yok – isteyen yine istediği rengi kullanmalı diye düşünüyorum, makyaj dediğimiz şey çok katı kurallar ile çerçevelenmemeli.. fotoğrafları daha yakından incelemek için üzerlerine tıklayabilirsiniz, özellikle yüksek çözünürlük kullandım : ) hazırsanız başlayalım!
yeşil gözler
yeşil gözleri ortaya çıkaracak renkler mor, toprak rengi, bronz, bordo, somon ve bazen gri oluyor. gri dışında bu saydığım renklerde kırmızı var, kırmızı yeşilin zıt rengi olduğu için yeşili ortaya çıkarıyor. sarı tonları ise yeşil gözleri donuk/solgun gösteriyor! eğer gözleriniz elâ ise mavinin turkuaz tonlarını (yani yeşil de içeren tonlarını) seçtiğinizde gözünüzdeki yeşil tonlar daha çok vurgulanıyor. yeşil far da doğru tonda kullanıldığında güzel görünebilir, işin püf noktası göz renginize yakın yeşillerden uzak durmak. koyu yeşil/hâki veya çok açık yeşil kullanılabilir. bugünkü maçta seyircilerden yeşil gözlü bir kız mor far kullanmıştı, mor yeşile gerçekten çok yakışıyor.
kahverengi gözler
dominant olduğu için yeryüzünde en çok rastlanan göz rengi kahverengi, dünya nüfüsunun yarısından fazlasının kahverengi gözleri var! kahverengi gözleri siyah kalemle çerçevelemek göz rengini vurgulamanın en kolay yolu aslında. bununla beraber koyu mavi, lacivert, mor tonları, griler – yani soğuk renkler – gözleri ortaya çıkaracaktır. kahverengi, kahverengi gözler için banko bir renk fakat bazı tonları gözleri cansız gösterebiliyor – bu yüzden dikkat etmek gerek. lacivert rimel, koyu mor/lacivert göz kalemleri de kahverengini vurgulamak için siyahın yerine kullanılabilir. altın, bronz farlar da kahverengi gözlere aydınlık bır görüntü veriyor..
mavi gözler
altın, bronz, bakır, şeftali, pembe, kahverengi, gri, eflatun, hatta lacivert! mavi gözleri ortaya çıkarmanın pek çok yolu var ve bunun için ağır göz makyajlarına da gerek yok! mavi gözlerde ton aralığı çok geniş olduğundan ve kullanacağınız her renk gözünüzdeki farklı bir tonu (mavi, yeşil, gri) belirginleştireceğinden hangilerini tercih edeceğiniz size ve yapacağınız deneylere bağlı! mavi gözde belki de dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta siyah eyeliner kullanılmaması – siyah yerine koyu gri, füme kalemler kullandığınızda hem daha doğal bir görüntü elde edeceksiniz, hem de gözleriniz daha mavi görünecek : )
allıklarımı uygulama şeklim
October 7th, 2010 § Leave a Comment
onioning‘de bana gelen sorulardan biri allığı nasıl uyguladığım ile ilgiliydi, her ne kadar yazarak açıklamaya çalışsam da şekil üstünde göstermenin daha faydalı olacağını düşündüm.
bu yazı için özellikle çok pigmentli bir allık seçtim, NARS taos. benim ten rengimde hafif kullanılmazsa kopkoyu bir pembeye dönüşüyor. onioning’de de yazmıştım: bir süre önce farkettim ki pigmentli allıklarda fırçanın kıl yoğunluğu değil, allığı nasıl uyguladığınız önemli. bu yüzden mac 187/188 yerine 129 numaralı fırçayı kullanıyorum.allığımı fondöteni sürüp üzerinden şeffaf pudrayla geçtikten sonra mac 129 fırça uyguluyorum, pudrayı önce sürünce allık nemli bölgelerde toplanmıyor ve altta toz bir katman olduğu için daha eşit bir biçimde dağılıyor.
fırçamı allık çok yoğun renkli olduğu için sadece değdiriyorum, böylece sadece kontrol edebileceğim miktarda allıkla çalışıyorum. eğer fırçayı allığa batırıp hareket ettirirsem fırçaya çok fazla renk depolamış oluyorum, onu da hafifletmenin çaresi olmuyor.
ilk resimde allık dışında makyajım tamam sayılır, en son sabitleyici şeffaf pudramı da sürdükten sonra allığa dokundurduğum fırçayı yuvarlak içine aldığım bölgeden başlayarak dairesel hareketlerle sürüyorum, iyice dağıtmam 20 saniyeyi buluyor. ikinci resimde bitmiş halini görüyoruz. sonra fırçayı allığa tekrar dokundurup aynı yerden başlayarak yanağıma yine dairesel hareketlerle sürüyorum, bu sefer elmacık kemiğimin üzerine de biraz dağıtarak (elips çizerek) fırçanın gidip geldiği alanı biraz genişletiyorum.
bu şekilde adım adım allığın rengini istediğiniz şekilde koyulaştırabilirsiniz. allık ne kadar pigmentli olursa olsun yüzünüze sürdüğünüz miktara göre açık/koyu olacaktır..
pigmentli allıklar demişken, NARS’ın bol simli allıklarına mac 187 veya 188 gibi sentetik kıllı fırçaları sürdüğümde fırçanın daha çok sim topladığını farkettim, tersine 129 gibi doğal kılları olan bir fırça sim yerine allığın kendi rengini daha çok topluyor – dolayısıyla yüzünüze ne kadar sim geçtiği kullandığınız fırçanın türüne göre de değişiyor : )
NARS albatross aydınlatıcı
September 25th, 2010 § Leave a Comment
NARS albatross yıllardır markanın allık kategorisinde satılıp kafaları karıştıran bir toz aydınlatıcı, hatta sephora.com’da halen bu şekilde satılıyor ve bilmeyenler de sürekli etrafta “albatross nerelerde kullanılıyor, ne biçim bir allık bu bembeyaz?” diye sayıklayarak dolaşıyor.
albatross bir aydınlatıcı olduğundan elmacık kemiklerinin üstüne, burnun üstüne, dudağın hemen üstüne, kaş altına sürülebiliyor. bir de göz altına sürenler var. yapı olarak ciltte çok çok minik altın renkte simler olarak duruyor – kutudaki gibi bembeyaz değil. içindeki sim miktarı oldukça fazla, bu yüzden daha sade bir görüntü peşinde olanlar albatross’dan memnun kalmayabilir.
fotoğraflarda albatross’un flaşla ve normal gün ışığında iç mekanda görünüşleri var. bu fotoğraflarda albatross kaş altımda, elmacık kemiklerimin üstünde, bir de göz altlarımda var. allık olarak NARS orgasm kullandığım için yanağımda da simler gözüküyor, fakat onlar albatross’dan değil (sabah sabah aydınlatıcı yazısı için sürecek başka allık yokmuş gibi orgasm’ı seçmem de alkışlanası bir hareket ). gün ışığında çok abartı durmadığını söyleyebilirim, objektif birine de sorarak kontrol ettim. fakat flaşlı fotoğrafta da görebileceğiniz gibi yakından bakınca simler belli oluyor. hatta daha yakından bakalım biz buna:
göz altındaki çok belli olmasa da (belki de açı yüzünden) elmacık kemiği üstü ve kaş altı bölgesinde simler yakından bakınca flaşla çok belirgin. aslında bu flaşın niteliğine, hatta bulunduğunuz ortamdaki ışığın da niteliğine göre değişecektir, sonuçta aydınlatıcı kullanarak kaşlarınızı daha yüksek, elmacık kemiklerinizi daha belirgin gösteriyorsunuz ama bu basit bir gölgelendirme hilesi ve işe yaraması büyük ölçüde yüzünüze gelen ışığa bağlı. içinde bu kadar sim barındırmayan bir aydınlatıcı belki de bu açıdan daha güvenli olabilir, çünkü albatross’da yüzünüze bir karış uzaktan baktığınızda altın renkli simleri görmeye başlıyorsunuz.
ben albatross’u son zamanlarda kaş altımda kullanıyorum, bazen aklıma gelirse göz altımda, nadiren de yanaklarımda.. albatross kimilerinin çok sevdiği, kimilerinin ise abartılı bulup nefret ettiği bir ürün - bu yüzden almadan önce mümkünse denemenizi tavsiye ederim.
bronzer nedir, nasil kullanilir?
March 27th, 2010 § 13 Comments
bronzer alirken dikkat edeceginiz en onemli nokta renk tonu. ten renginize uygun olmayan bir bronzer yuzunuzde belli olmayabilir, suratinizi tupturuncu gosterebilir veya o kadar koyudur ki yuzunuz bronzdan ziyade pis/camurlu gorunur. sececeginiz ton normalde gune$te yandiginizda cildinizin aldigi veya ona yakin bir ton oldugunda en dogal gorunumu elde edersiniz.


























