dr. goerg organik hindistan cevizi yağı ve bir ipucu
May 12th, 2013 § 14 Comments
yine bir hindistan cevizi yağı yazımız var! : ) hem kalite, hem de boyut olarak çok ideal bir örnek olduğu için ayrı bir yazıyı hak ettiğini düşündüm. almanya’ya çok kısıtlı miktarda eşyayla geçtiğimden hindistan cevizi yağımı yanıma alamamıştım, internetten biraz araştırıp dr. goerg markasından sipariş verdim. bu yazımda bahsettiğim tüm özelliklere uymasının yanı sıra boy boy seçenek sunulması da hoşuma gitti, çünkü eskiden koca bir kavanozda satın almam gerekiyordu ve o kadar ağırlığı boşu boşuna her gittiğim yere taşımak zorunda kalıyordum – bu sefer aldığım 150ml’lik ufak boyu tam bana göre, ele avuca sığıyor. kavanozda orijininden, sertifikalarından tutun yüzde kaç oranla laurik asit (bu yağın saça faydalı gelen kısmı) içerdiğine kadar her detayını yazmışlar, takdir ettim. almanya, avusturya, hollanda, lüksemburg ve belçika‘ya makul fiyatlarla gönderim yapıyorlar, buradan ulaşabilirsiniz.
google’dan gelen aramalarda gördüğüm kadarıyla hindistan cevizi yağını saçlarında ne kadar bekletmeleri gerektiğini bilemeyenler oluyor. hatırlatayım, hindistan cevizi saça gerçekten işleyebilen yağlardan en verimlisi, yapılan araştırmaya göre ise sürüldükten 1 saat sonra saç kendi ağırlığının %15′i kadar hindistan cevizi yağı emebiliyor, 6 saat sonra ise bu oran %20-25 civarı oluyor. yani geceden sürüp yattıktan sonra saçları sabah yıkayarak yağdan yüksek verim alabilirsiniz.
sanırım blogda bu yağ ile ilgili yazabileceğim her şeyi yazdım : ) önceki yazılarımı da ekleyeyim tam olsun:
- ilk hindistan cevizi yağı yazım
- hindistan cevizi ve shea yağları ile saç maskesi tarifim
- hindistan cevizi yağı seçme rehberim
la roche-posay ceralip (ve diğerleri)
May 11th, 2013 § Leave a Comment
daha önceki günlük cilt bakımı yazımda iyi bir dudak nemlendiricisi aradığımı yazmıştım, uzun zamandır laura mercier markasına ulaşma imkanım olmadı, aldığım lavera total care lip balm repair de beni memnun etmedi. sizlerin de önerileriyle avene ve la roche-posay markalarını denedim - ve ceralip kullandığım en iyi dudak nemlendiricilerinden biri olarak tarihe geçti : )
ceralip‘e geçmeden önce kısaca diğerlerinin nerelerde kaybettiğini söyleyeyim: lavera‘nın nemlendiricisi görevini iyi bir şekilde yapsa da koku ve tat bakımından sınıfta kalmıştı. avene cold cream ise nemlendirme konusunda fena değildi, ancak nedense dudakları beyazlatan ve hafif inci parlaklığı veren bir yapısı vardı ki tek başına kullandığımda ölü gibi duruyordum.
la roche-posay ceralip ise tam dengeyi bulmuş! kokusu da, tadı da yok ve geceden sürdüğümde sabah yumuşacık dudaklarla kalkıyorum. rujların altına baz olarak kullanılabilmesi, tek başına sürüldüğünde dudak rengini öldürmemesi de diğer artıları. laura mercier lip silk‘in muadili olabilir!
ceralip‘i tavsiye ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum, sayenizde seriyi tamamladım : )
makyaj: elem (#bugüngünlerdenşubat)
May 9th, 2013 § Leave a Comment
“senin adını kim koymuş yahu?”
bugün günlerden şubat!
serimize hande doğandemir’in oynadığı elem karakteri ile devam ediyoruz!

elem, ya da yeraltındaki grubun lideri olan deli‘nin deyimiyle denizkızı, diziye sonradan katılan bir ana karakter. tayfa‘nın mecburen çalıştığı lunaparktaki patronun kızı olan elem güzel olduğu kadar bence dizideki en aklı başında kız aynı zamanda. gerçi bu çok bilmişliğin sebebini sonradan öğreniyoruz, işin rengi de değişiyor iyice ama şimdilik biz onu deli gibi çözülmesi zor bir karakteri heyecanlandırabilen tek kız olarak bilelim.
elem‘in yer üstünden yer altına geçisi sırasında görünüşü de dönüşüme uğruyor. onu ilk gördüğümüzde baştan aşağı beyazlar giyiyorken daha sonra kırmızı, ve sonra siyah, çok siyah oluyor kıyafetleri. makyaj olarak yukarıdaki sahneyi örnek aldım, ayrıca şunu da eklemeliyim ki hande doğandemir’e pembe tonları çok yakışıyor.
burada guerlain lingerie de peau #3, bobbi brown black ink gel eyeliner, YSL singulier rimel, urban decay naked paletinden darkhorse, anastasia brow powder duo, biraz NARS amour allık ve NARS baroque velvet lip gloss pencil kullandım. ne yazık ki saçlar ve kaşlar konusunda elem kadar şanslı değilim : )
sezon sonuna yaklaşırken seriyi de tamamlamak üzereyiz.. ama bu akşam yine trt 1‘de, yine 22:50‘de ekran başındayız; tayfa‘sıyla, şubat‘ıyla, yağmur‘uyla, saltuk‘uyla, santo‘suyla, leyyal‘iyle yer altına iniyoruz!
serideki diğer yazılar:
- leyyal’in makyajı
- yağmur’un makyajı
- gülüm’ün makyajı
- gelin’in makyajı
temel bilgiler: saç uzatmanın altın kuralları
May 9th, 2013 § 2 Comments
saç uzatmaya çalışanların çoğunluğunun – bana sorarsanız – öncelikle bu sürecin nasıl işlediğini bilmeleri gerekiyor. saçlar hakkında doğru bilinen çok yanlış var, ve bunlar uzun vadede birikerek artan bir umut/para/zaman kaybına sebep oluyor. oysa ki saçın nasıl uzadığını bilsek, bizim işimize nelerin yarayacağını öğrensek daha iyi olmaz mıydı?
evet, bu yazıda saç uzatmanın inceliklerini konuşacağız. önce saçlarımızı kısaca tanıyalım:
saçlarımız: bir avuç protein yığını
başımızda 100 ila 150 bin saç folikülü bulunur, her bir folikülde de bir adet saç teli üretilir. bir folikülde ömrümüz boyunca art arda ortalama 20 ila 25 defa saç çıkar ve bu sayı tamamlandığında aynı folikülde bir daha saç üretilmez. saç üretimi için gereken besinler kandan alınır ve saçlar derinin üst ile orta tabakası arasında bulunan tomurcuk kısımdan uzar. saçın uzadıkça deri üstüne atılan kısım sayesinde de biz saçlarımızın uzadığını görürüz. sanılanın aksine saçların bizim gördüğümüz ve elle tutabildiğimiz kısımları cansızdır ve temelde proteinden oluşan bir yapıları vardır.
bir folikülden uzamaya başlayan saç telinin ömrü bellidir, ve buna saçların yaşam döngüsü de denir. her bir folikülde ayrıca gerçekleşen bu döngü 3 evreden oluşur:
1) anajen evre: 3 yıl veya daha fazla süren bir uzama evresidir, saçlarımızın %85′i bu evrededir.
2) katajen evre: 3 hafta süren bir dinlenme evresidir, saçlarımızın %1′i bu evrededir.
3) telojen evre: 3 ay süren bir dökülme evresidir, saçlarımızın %14′ü de bu evrededir.
bu döngü yukarıda da dediğim gibi hayatımız boyunca 20-25 defa tekrarlanır ve daha sonra durur, ki biz bu durgunluğu ilerleyen yaşlarda saç seyrelmesi veya kellik şeklinde görebiliriz. bizler günde 30 ila 100 tel saç dökebiliriz, bu normal kabul edilir. diğer yandan aşırı stres, alınan bazı ilaçlar ve görülen tedaviler saç dökülmesini artırabilir.
peki bu ne demek oluyor?
saçlar ölüdür. bu yüzden saçları etkili bir şekilde uzatmak için saç köklerini içeriden beslemek gerekir – bu yolda saçları daha hızlı uzatmayı vaadeden şampuanlar, kremler, maskeler gibi hiçbir işe yaramayacak ürünler yerine saç köklerine daha verimli bir şekilde besin gitmesi sağlanabilir. saçları sabah-akşam kökten uca taramak/fırçalamak, saç diplerine düzenli olarak masaj yapmak, saç üretimine katkıda bulunan maddeleri yeterince alacak şekilde beslenmek saç uzatmaya gerçek anlamda yardımcı olabilir. zeytinyağı, badem yağı, çörekotu yağı gibi yağların saçları uzatma etkisi olmasa da bu yağları uygularken yapılan masaj sayesinde kan dolaşımını sağlayabilir ve uzama hızında artış görebiliriz – yani keramet yağda değil, parmak uçlarımızda.
bir başka dikkat edilmesi gereken nokta da şu: saçların uzaması uçtan değil, diptendir. dolayısıyla uçlarından aldırmak, büyük bir kısmını kestirmek ya da tümden kazıtmak saçın uzama hızını etkilemez. kestirmek, kırıkları aldırmak saçın görüntüsünü mutlaka düzeltecektir, fakat bunun uzamaya bir katkısı yoktur. saç uzamasında bütün olay saç derisinde gerçekleşir ve biter.
unutmamalıyız ki sağlıklı saç, sağlıklı bedende bulunur – hareketsiz kalan, yetersiz/dengesiz beslenen, yeterince su içmeyen, uykusunu alamayan, sürekli stres altında çalışan kişilerin saçları da bütün bu negatif faktörleri yansıtacaktır (aynı cümleyi önceden selülit için de, cilt güzelliği için de tekrarladım!).
uzun saç bakımı
bütün bunlara dikkat edip saçları uzattık, tamam, ancak iş saçı uzatmakla bitmiyor. burada da bahsettiğim gibi uzayan saçların o esnada zarar görmemesi için dikkat edilmesi gereken noktalar var. saçları uzattıktan sonra kendi hallerine bırakırsak uçlardan kırılmalar, kopmalar olması işten bile değil. bir de saç uzadıkça saç derisinde üretilen sebum saç uçlarına yeterince ulaşamadığı için o uçlar iyice keçeleşebiliyor, saman gibi bir görüntü verebiliyor – bu yüzden uzun saçların nem ihtiyacını karşılamak da çok önemli. bu konuda benim yazmaktan bıkmadığım favorim hindistan cevizi yağım.
besin takviyesi – almalı mı, almamalı mı?
saçların uzamasında rol oynayan belirli vitamin ve mineraller vardır; B vitamini, E vitamini, beta karoten, magnezyum ve çinko bunlardan başlıcaları olup takviye olarak alınabilirler. kişisel görüşüm dengeli ve yeterli beslenen birinin takviye vitamine ya da minerale ihtiyacı olmadığı yönünde. ayrıca halihazırda ilaç kullananların bu tür takviyelere başlamadan önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerektiğini de eklemeliyim, çünkü kimi ilaçlar ile takviye haplar pek anlaşamıyorlar.
bu yazı uzun zamandır bahsetmek istediğim noktaları bir araya getirmeme yardımcı oldu, umarım saç uzatmaya karar verenlerin işine yarar..
makyaj: leyyal (#bugüngünlerdenşubat)
May 2nd, 2013 § 5 Comments
“o bir beyrutlu! beyrut kadar güzel bir kadın!”
şubat kadınlarına ezgi çelik’in canlandırdığı beyrutlu leyyal ile devam ediyoruz. dizinin kilit karakterlerinden samim akça‘nın (özkan uğur) eşi olan leyyal ile 2. bölümde, ancak onur ünlü’den çıkabilecek bomba bir düğün sahnesinde tanışıyoruz : ) polis filminin absürd yanlarını çok sevdiğimden şubat‘ın o filme yakınsadığı zamanlardan birinin bu düğün olduğunu düşünmüşümdür hep, beni diziye çeken de bu detay olmuştu.
şubat bir türk dizisi, ama bizim kafamızda oluşmuş türk dizisi kalıbına uymayan bir türk dizisi. gelecek zamanın istanbul’unda, 8.4′lük bir deprem sonrasında geçiyor. şehirde yer üstünde ve yer altında olmak üzere iki grup var: yer üstündekiler (ya da deli‘nin deyimiyle pastörizeler) normal hayatlarını sürdüren evli barklı insanlar, yer altındakiler ise sokakta görmezden geldiğimiz kağıt toplayıcıları, evsizler, kaçaklar ve benzerleri. dizi, iyi ve kötü kavramlarının birbirinden ayrılamayacak kadar bulanık oluşunu, insanların ise zaafları olan ve iki yöne de kayabilecek şekilde yaratılışını işliyor. yer altındaki ve üstündeki karakterleri birbirine bağlayan nokta ise (spoiler içerebilir) yıllar önce işlenmiş, hala da işlenmeye devam edilen bir suç.
“bana o kadar büyük bir kötülük yapıldı ki… şimdiye kadar dünyada kimsenin başına gelmemiş bir kötülük. çok büyük bir günah! hem de ben dünyanın gerçekten ne kadar kötü bir yer olduğunu asla bilemeyecek bir yaştayken işlenmeye başlanan bir günah.”

leyyal‘e geri dönelim. bir beyrutluya yakışır derecede süslü, aynı zamanda zarif bir kadın. lübnan’daki savaşlara çok kayıplar vermiş ve çok acı çekmiş, ama hayatta kalmanın kurallarını da öğrenmiş biri. leyyal‘i özellikle ilk bölümlerde dizinin diğer kadınlarına göre biraz daha ağır makyajlar ile görüyoruz – her ne kadar klasik arap makyajı tadında olmasa da : ) gözleri ve dudakları vurgulayan makyajlar ve kusursuz kaşlar leyyal‘in vazgeçilmezlerinden.

göz ve dudak yapılarımız birbirlerinden çok farklı olduğundan leyyal‘e benzeyemeyeceğimi baştan kabullenip renkleri elimden geldiğince benzetmeye yoğunlaştım. tahmin edebileceğiniz gibi yine guerlain lingerie de peau #3 ile başladım, anastasia brow powder duo ile devam ettim. urban decay naked 2 paletinden göz çukurumun olması gerektiği yere (bende yok -_-) tease, göz kapaklarıma ise foxy sürerek devam ettim. kirpik diplerine bolca urban decay zero kalem ve bobbi brown gel eyeliner boca ettim, YSL singulier rimel ile tamamladım. allık olarak NARS irresistiblement, parlatıcı olarak ise chanel giggle kullandım.
haftaya perşembe kaldığımız yerden devam edeceğiz. sizler bu akşam ne yapıyorsunuz bilmiyorum ama ben gece 22:50′de trt 1 başında şubat‘ı bekliyor olacağım!!
serideki diğer yazılar:
- yağmur’un makyajı
- gülüm’ün makyajı
- gelin’in makyajı
- elem’in makyajı
temel bilgiler: selüliti tanıyalım
April 28th, 2013 § 2 Comments
bugün yaklaşmakta olan yaz mevsimi ile hepimizin ayna karşısında karşılaşabileceği, kimimizin görmezden geleceği, kimimizi ise paniğe sürükleyecek bir oluşumdan bahsediyoruz: selülit : )
selülit nedir?
selülit, derinin alt kısmında fazla yağ, toksin ve su birikmesi ve bunun deride portakal kabuğuna benzer bir görüntü oluşturmasıdır. dünya kadınlarının %80′inde bulunur ve kronik bir sorundur. baştan savaş açılmaz ise de yaşın ilerlemesi ile deri altına yerleşir ve kurtulması zor bir hal alır. selülitli olmak ve kilolu olmak ayrı şeylerdir; zayıf bir kadın da, kilolu bir kadın da selülitli olabilir!
selülit nasıl ve neden oluşur?
vücudumuz yağ ve şekeri daha sonra enerjiye çevirmek için deri altında depolar, zamanı geldiğinde ise yağ yakıcı bir enzim yardımı ile bu yağ ve şeker kullanılır. yağ yakıcı enzim eğer görevini yeterince yapamazsa yağ ve şekerin depolandığı birimler etraflarındaki damarları, sinirleri, kolajeni ve elastini ezerek büyür ve yayılır. çoğu zaman bu birimler deri altında su toplanmasına da sebep olurlar.
ergenlik sonrası ortaya çıkan selülitin asıl nedeni kalıtsaldır, buna ek olarak hormonal değişiklikler (doğum kontrol hapları, hamilelik, menopoz öncesi dönem…) ve zayıf kan dolaşımı da destekleyici sebepler olabilir. selülitin ilerlemesine sebep olan nedenler ise yağ ve şeker ağırlıklı beslenme, spor yapmama, stresli/üzüntülü bir yaşam ve sigara/alkol olarak sayılabilir.
selülit vücutta kalça, uyluk, göbek, diz, baldır, üst kollar ve ensede birikme yapar.
selülit ile nasıl savaşılır?
selülit kremleri deri üzerindeki portakal kabuğu görüntüsünü hafifletmeye yardımcı olur, ancak bu kremlerden fayda görmek için düzenli olarak günde iki defa ve en az 1-2 ay boyunca kullanılmaları gerekir (selülit ilerlemişse bu daha da uzun sürebilir). bu kremlerin içeriğindeki kafein/matein görevini yapmayan o mendebur enzimi aktifleştirirken bitki özleri (sarmaşık, at kestanesi, tavşan memesi…) de bölgedeki kan dolaşımını hızlandırır. bir de bu kremlerin sürüleceği bölgeye masaj yapmak kremlerin etkinliğini artırıyor – bunun için eldivenler, tekerlekler, fırçalar vs. pek çok alet edevat var ama benim favorim kaktüs kıllı elemis fırçam.
ancak şunu unutmamalıyız ki selülite karşı sadece selülit kremi kullanmak yetersiz ve naifçe bir davranıştır. selülit ile savaşan birinin toksinlerden arınmak için mutlaka günde 1.5 litre su tüketmesi, düzenli spor ve egzersiz yapması, beslenme şeklini gözden geçirip yağı ve şekeri azaltması gerekir!
peki selülitten kurtulmak için başvurulabilecek medikal yöntemler var mı?
evet, liposuction ve mezoterapi ile selülitten kurtulmak mümkün.
selülit ile savaş yüksek seviyede kararlılık ve motivasyon gerektirir – yapılması gerekenler zor şeyler değil, zor olan devamlılığı sağlamak! hepimize bu mücadelede bol konsantrasyon diliyorum.
makyaj: gelin (#bizehergünşubat)
April 25th, 2013 § 8 Comments
“İyiliği kötülerden öğrenirsin saltuk!”
bu hafta ne yazık ki şubat‘ın yeni bölümü yok, ama bana her gün şubat olduğu için yeni bir makyaj denemesi ile yine pıtı pıtı yazıyorum sevgili okuyucular. bugünkü konu mankenimiz damla sönmez’in canlandırdığı gelin.
yeraltındaki iyi taraftan olan saltuk bu hanım kızımızı sokakta, giydiği gelinliği kan içindeyken buluyor; kızcağız ismi dahil hiçbir şey hatırlayamadığı için gelin olarak tanıyoruz onu. çok sonra geçmişini hatırlamaya başlıyor da nasıl bu hale geldiğini görüyoruz.
makyaj olarak gelin kızımızın gelin olmadan önce yaptığı poi şovundaki makyajı hedef seçtim, sonrasında zaten yeraltında şubat, saltuk ve aziz bey ile yaşamaya başlayınca pek makyaj yapamıyor : / yukarıdaki gibi koyu göz makyajını doğal, nötr renklerde ruj ve allık ile tamamlamaya karar verdim.
bu makyaj için guerlain lingerie de peau #3, urban decay naked 2 paletinden önce busted, üzerine blackout farlar, yine urban decay‘den zero göz kalemi, YSL singulier rimel, anastasia brow powder duo brunette, NARS irresistiblement bronzer (allık yaptım ama ben onu) ve NARS tanganyka ruj kullandım – farları önce MAC 239 fırça ile uygulayıp sonra MAC 222 ile yumuşattım, kenarlarını da MAC 266 ile düzelttim. renkler yine fotoğrafta görünenden biraz daha koyu aslında, flaşsız olarak fotoğrafa nasıl yansıtabilirim çözebilmiş değilim.
bu akşam şubat yok ama haftaya trt 1′de, 22:50′de kaldığı yerden devam edecek! gelecek perşembe tekrar bir makyaj yazısında görüşürüz!!
serideki diğer yazılar:
- yağmur’un makyajı
- gülüm’ün makyajı
- leyyal’in makyajı
- elem’in makyajı














